
melancholia
"ve yalnızlık sanatının ustasıyız çok şükür"
Salı, Şubat 5, 2008
Her şeye rağmen sevgiye çağırana...
Duvağı
açılmamış sözler bulmalıydım sana... Rüzgâr, şah damarımdan fısıltılar
getirdi gönlüme... Usulca duydu kulağım... Kalbim, dinledi
emredileni... Bu söz damarlarıma girdi sevilen gülün dikenleri gibi...
Sonrasında beynimde toplandı sivri uçları şaşkın tüm dikenler... şimdi
söylemeliyim bunu ama söyleyemiyorum... Tüm kâinat başıma toplanmış ama
ölemiyorum... Gassalımı görüyorum... Güneşle birlikte ısıtıyor
suyumu... Bağırıyorum gözlerimle... Görmüyor beni... Ah bir sesim
çıksa... Söyleyip öleceğim...
Huzurlu bir ses, kâinatı
susturuyor... Bu, senin sesin... Haydi diyorsun... Birlikte söyleyip
ölelim... Dilim çözülüyor bir anda ve tek bir ses çıkıyor ikimizden...
...Gel!
Almadan vermek için gel... Gafiller aldığını inkar
ederken, gerdanında gelincik saklayan güvercinler gibi, edebinden kanat
çırpmadan gel...
Acımasız insanlar, anlamsız cümleler gibi
canını yakınca gel... Harfler kıyamete çağırırken cümleleri, sebepsiz
öldürülen satırlar arasından gel...
Semada ney susunca
gel... Kalemine nefes versin ruhun... Bir kılıç gibi kuşan onu...
Orduları dök kağıda... Mızraklara sahifeler takılınca gel...
Gece
gizlediklerimizi açarken gel... Sedefinden inciler saçılırken...
Gönülden dualar mırıldanır teheccüt vakitlerinde kıyamın... sessizce...
alaca karanlıkta zaman durunca gel...
Bulutlar, üşüyen
kibirleriyle davetiye çıkarınca gel... çerden çöpten bahaneler bulmasın
yüreğin... Umutlar çağlayan gibi kaynarken, ağlarım diye korkmadan
gel...
Var gücünle koşarak gel... Dönen dünyanın ufkuna
yetişemesen de... Bıkıp dönme, başladığın yeri beğenmezsin. Gölgeleri
perişan edercesine severek gel...
Kendine gidişlerinle gel...
Neşesi alınmış caddelerden geçip... Gökyüzüne isyan eden betonlar
arasından... Bir külçe ete dönsen de... Ağlayan şeytan gibi gel...
Anlam
zindanlarından kaçan duygularınla gel... Müebbede mahkûm
suskunluğunla... çaresiz... Bağdaş kurup oturmuşken dünyanın
merkezine... Bu olanlar kader mi demeden gel...
Dönüş yolu görünmeden gel... Başka çareler aramadan... Durmadan kaçarken cehennem... Cennet yıkılmadan gel...
Bahane
aramadan gel... Yonttuğun taşlar merhamet çalarken bağrından... Seni
kendinden korkutan isyanlarınla... Günahın beyazında, cesaretin
bitmeden gel...
Sana secde eden meleği severken gel tertemiz yüreğinle... ilk hissettiğin ten gibi... El değmemiş ellerinle gel...
Bazen
boğazına yapışır hayat insanın... Tüm verdiklerini söküp alırcasına...
Tüm dünyayı kana boğacak kadar kin hissedersin damarlarında... Saygıyı
bir hançer gibi sokarsın muhatabının yüreğine... Herkesi düşman bilince
gel...
Bu gidişle bela olacağım senin başına... Cehennemde
odun bırakmaz taşırım ocağına... Yani tüm yolların sonunda.. Hediye
canım yanımda... Yüreğim sen yalnız git! Benim niyet yeni hayata...
özgürlük,
haline ağlarken gel... Sömürü çarkları durmadan nefsini bilerken... Sen
düşüncesiz toprağın çamur olurken... ruhuna ada kendini, ismail gibi
tereddüt etmeden gel...
öte dünya, bir bebeğin gözlerinden
bakınca gel... Merhamet kurşunu yüreğini param parça ederken...
Geçmişten geleceğine gidince... Tüm fal oklarını zamana batırınca
gel...
Ağıtların rüyalarına kalınca gel... Farkına
varmadığın gözyaşlarınla... Bir dünya... Bir söz bitmez... Dönüp
durdukça âlem semada... Bir koku bir rüzgâr özletince gel... Mecnunun
çöllerinden Ferhat’ın dağlarına... Bir türkü gibi dolaşırken aşk... Bir
damla gözyaşı seni yaşatırken gel...
Unuttuğun
tövbelerinle gel... Canını yedeğine alırken... Gönül ölümden ölüm
çıkarırken, kalan hayatı yüklenip, birden bir olmak için gel...
Bitmeyen
yangınlardan artakalanları toplayarak gel... Yapmadığın her şey için
suçlu ilan edilirken... Tercih ettiğin hayatlar birer birer kayarken...
Ya da umut gibi avucundan uçarken... üstlendiğin tüm suçlarınla gel...
Yokluğunla
gel... Yoksunluğunla... Sürekli sessizlik bağrında ve güneşin çaresiz
gölgesi yanında... Deliler ağlarken bayramlarda... Hasret, ölüme can
katarken gel...
Kalabalık mezarlarda sinsi rüyalar büyürken gel... Tek kişilik yalnızlık olmaz... Yalnızlığın yalnızlık arayınca gel...
Doğacak
umutlarım uğruna, soğuk bir merdiven basamağında bekliyorum ben
sevdayı... Paylaşılacak bir hayatı... Kanatılan duayı ve yaşanması
gereken tüm acıları...
Dünyanın yüzü gülünce gel... Gece
bulutları gibi mahzun dururken... Belirlenen vakitler sınırdan
geçerken... çemberde heyecan bitince gel...
Göz, arşı
görmez olunca gel... Cenneti süsleyen meyveler yasaklanınca... Aşk
acıyken... Ve sevgi zehirliyken... Varlığın sebebini bulunca gel...
işlediğin günahların hatırına, dağları titreten benliğinle gel...
ikiyüzlü
yüzünle gel... Yaşamın, her anınla... isteyince küller de yanar
bilirsin... Kabul etmekten bıktığın zincirlerinle gel...
Süslü
gözlerde sokak şarkıları duyunca gel... Tüm iyilikler bitince... Umuda
çevir gülü... üzülme deme... Yağmurdan mektup alınca gel... Zaman
sensiz de dursun... Sen... Ne olursun gel...
Aşk, imkansız
olmadan gel... Zor umutların çoğalmadan... Maşuklar pervane olup
sonsuza uçarken... Kalbindeki ateş sönmeden gel... Bağrın taşa dönmeden
gel...
çağırdığın, seni çağırınca gel... Aradığın seni
ararken, bulmaktan korkma... Ham meyveleri dalında bırak... Sözü kısa
kesip, dinlemeye gel...
çağırdığın, seni çağırınca gel...
Almadan vermek için gel...
Semada ney susunca gel...
Gece gizlediklerimizi açarken gel...
Bulutlar, üşüyen kibirleriyle davetiye çıkarınca gel...
Var gücünle koşarak gel...
Kendine gidişlerinle gel...
Anlam zindanlarından kaçan duygularınla gel...
Sözü kısa kesip, dinlemeye gel...
Dönüş yolu görünmeden gel...
Bahane aramadan gel...
Sana secde eden meleği severken gel...
özgürlük, haline ağlarken gel...
Ağıtların rüyalarına kalınca gel…
Herkesi düşman bilince gel...
öte dünya, bir bebeğin gözlerinden bakınca gel...
Unuttuğun tövbelerinle gel...
Yokluğunla gel...
Yoksunluğunla gel...
Dünyanın yüzü gülünce gel...
Göz arşı görmez olunca gel...
ikiyüzlü yüzünle gel...
Yalnızlığın yalnızlık arayınca gel...
Aşk, imkansız olmadan gel...
Kalbindeki ateş sönmeden gel...
Bağrın taşa dönmeden gel...
Sen gel...
Ne olursun gel...
Ne olursan ol yine de gel...
Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki -
Sonraki »